27 Ocak 2011 Perşembe

Müşterek Paydalar...


Cam kenarındayım, orta kapının biraz ilerisinde. Öyle boş gözlerle kısa yolculuğumda bana eşlik eden yol arkadaşlarımı gözlemliyorum kendimce.

İlk gözüme takılan ortadaki boşlukta ayakta giden iki genç. Yüz ifadelerine ve konuşmalarındaki sertliğe bakınca tartıştıklarını, el kol hareketlerine bakınca parmaklarındaki alyanslardan nişanlı olduklarını anlıyorum. Konu belli...Kıskançlık...

Çarprazımda ağlamaya başlayan bebeğin sesiyle gözlerimi o tarafa kaydırıyorum. Sıcaktan bunalmış olmalı diye düşünüyorum. Anne ilgili, avutmaya çalışıyor can paresini. Biraz önce yanlarından ayrıldığım Yiğit ve Yağız gözlerimin önüne geliyor bir an...İçim sıcacık oluyor, gülümsüyorum...

Yine aynı tarafta oturan iki kadın iştahlı iştahlı sohbet ediyor, bol kahkaha eşliğinde. Biraz rahatsızlık verseler de ne hoş diyorum, böyle içten gülebiliyorlar.

Bir sonraki durakta göbeğini tutarak basamakları çıkan hamile kadına bir genç yer veriyor hemen. Aferin diyorum içimden. Anne adayı ise beklemekten yorulmuş sanki. Yavrusunu karnında değil de artık kucağında taşımak istediği her halinden belli...Yeni can, yeni hayat...

Montlarının önünü kapatmamış, gömleklerinin yarı kısmı pantolonlarının dışında, kravatlarını iyice gevşetmiş üç lise öğrencisi biniyor, ellerinde kitapları, öyle umursamaz tavırlarıyla...Okuldaki kızlardan konuşup sesli sesli gülüşüyorlar. Tebessüm ediyorum ben de kendi kendime. Okul bitip hedeflerinize ulaşamadığınız zaman yine böyle gülebilecek misiniz hayata karşı diyorum içimden, onların adına yine onların geleceklerinden endişe duyarak...

Arkamdaki koltukta anne-kız tartışması yaşanıyor. İstediği marka kot pantolonu almayan annesine kızıyor kızı. Hayat gailesinden bihaber olan kıza annesi anlatıyor, ama kızı anlamıyor, anlamak istemiyor. Ben anlıyorum...Çok pahalı, bir pantolona bu kadar para verilmez...

Yanımda oturan genç adamın cep telefonunun sesiyle irkiliyorum. Sağol abi, sağol diyor, sesi titreyerek kapatıyor. Ses tonundan belli, düşünceli ve üzgün. İster istemez merak ediyorum. Onun durumu diğerlerininki gibi açık değil. Derken telefonu tekrar çalıyor. Sabah şehir dışından geldim, işlemleri bitirdim, yarın öğlen defnedeceğiz diyor. Titreyen sesi boğulurken bir eli gözlerine gidiyor, evet ağlıyor, sessizce...Sonraki telefondan anlıyorum, babasıymış vefat eden. Artık sesli iç çekişlerle ağlıyor. Belli ki her gelen telefon zaten taze olan acısını iyice tazeliyor. İçimden babasına rahmet diliyorum. Üzülüyorum. Kendi yaşadıklarım aklıma geliyor. (bknz.) Gözlerim doluyor...

Nişanlılar hala tartışıyor, bebeğin mızırdanmaları kesilmiyor, kadınlar iştahla gülmeye devam ediyor, liseli gençler okuldaki kızlardan bahsediyor. Yanımdaki adam ise tamamen bırakmış gözyaşlarını, daha çok ağlıyor. Ben sessizce kalkıyorum, belli belirsiz bir sesle "başınız sağolsun" diyorum.

Bir tane dünyada yaşayan bir dünya insanın hayatında yaptığım kısa yolculuğu tamamlıyor, içimdeki garip duyguyla beraber kendime ait dünyamdaki yolculuğuma devam ediyorum. Kimbilir daha kimleri hangi duraklarda bırakacağım...Kimbilir ben hangi durakta ineceğim...

18 yorum:

Funda dedi ki...

Yurdumdan insan manzaraları Aynurum ne güzel anlatmışsın yaşadım ben de seninle yanındaydım hatta o kadar...

Aynur (Küçük Hala) dedi ki...

doğru dedin Fundam...insan manzaraları, hergün gördüğümüz...
hatta aynı şeyleri farklı zamanlarda kendi dünyamızda yaşadığımız.

mutfaktaki rüya - Arzu- dedi ki...

bende böyle gözlemleri çok yapar,o hayatların içine dalar giderim.okurkende öyle oldu.hem güldüm hem hüzünlendim.hayat işte dedim.ağlamakta var gülmekte...

Yeşim dedi ki...

Her insan başka bir hayat .Ne güzel anlatmışsın canım.Hayırlı cumalar:)

Aynur (Küçük Hala) dedi ki...

ARZUcum;
evet...hayat işte

Aynur (Küçük Hala) dedi ki...

YEŞİMcim;
doğru...her insan ayrı bir dünya
çok teşekkür ederim canım
sana da hayırlı cumalar...

Yasemin dedi ki...

gerçekten müşterek paydalar ve gerçekten hepimiz aynı tür olayları değişik zamanlarda yaşıyoruz yaşamışız
ama yinede insan böyle irdelemekten kendini alamıyor değilmi
güzel anlatımınla yanındaymışım gibi hissettim bütün ortamı:)

Aynur (Küçük Hala) dedi ki...

YASEMİNcim;
evet...farklı kişilerde aynı hayatlar, aynı yaşanmışlıklar
insana has, dünyaya has konular
hissettiklerimi hissettirebildim demek, sevindim :)
teşekkür ederim canım

feyza dedi ki...

çok güzel anlatmışsın.Gözlerim doldu resmen..:((aynı anda ne kadar farklı ınsan aynı ortamda bır araya gelıyor kımsenın derdı kımseye bir değil...

Levent ÖZCAN dedi ki...

Hayatımızın en küçük birimi anlarımızı bizler yaşarken bulunduğumuz psikolojinin ev iç seslerin dışa vurmalarını yansıtman çok hoş.İnsan hayatına bu tip etkileşimlerle şekil veriyor bence sonsuz gözlemlerle. Genlerin vermiş olduğu baskınlığa rağmen iç sesleri bu kadar iyi tahlil edebiliyor olmandan ve bizlerle paylaşmandan keyifli yazınızdan dolayı kutlarım.

Aynur (Küçük Hala) dedi ki...

FEYZAcım;
evet...dün zaten garip bir ruh halindeydim
bir de bu tür durumlar, hele de yanımdaki genç adamın durumu :((
götürdü beni taaa kaç yıl öncesine
dedim ya her kişi ayrı bir dünya

Aynur (Küçük Hala) dedi ki...

LEVENTcim;
çok doğru...insan etkileniyor tabi etrafında olup bitenlerden ve evet ona göre şekillenebiliyor bazı şeyler
benim baskın karakterimi bilmen de ayrıca hoş :))
ama bu baskınlık kalpsiz olduğumu göstermez değil mi :))
o iç sesler bazen neler diyor da dökemiyorum kelimelere
anca bu kadar oluyor işte
teşekkür ederim :))
bu kadar çıkıyor işte

öykü dedi ki...

Hayattan gozlemler


ben hep dıyorum..


herkesin bir öyküsü var.

Aynur (Küçük Hala) dedi ki...

ÖYKÜcüm;
herkesin bir öyküsü var...

sevgiyle kucaklıyorum seni

yaseminnn dedi ki...

herşeyi kimliği,gözleri,konuşması,birbirinden farklı insanların bir otobüste toplanın sana bu güzel akşamı yaşatmaları ve senin güzel yorumun etkileyici...herkeze teşekkürler...

Aynur (Küçük Hala) dedi ki...

YASEMİNNN;
en iyi gözlem, böyle toplu insanların olduğu yerlerde yapılmaz mı zaten?

geçim sıkıntısı çektikleri belli bir anne-kız...hayatın gerçekleriyle henüz yüşleşmemiş liseli gençler...tartışan ve belki de bugün ayrılmış olan nişanlı çift...veee bunun üzerine en sevdiğini kaybetmiş genç bir adam ve gözyaşları...
bunları düşününce bilmem güzel bir akşam oldu mu benim için, onda biraz şüpheliyim

beğenin için ayrıca teşekkür ederim
sevgiler...

Yaz Blogcu dedi ki...

Merhabalar,

Evet, kimbilir, biz hangi durakta kimleri buralarda bırakıp ineceğiz. Durak deyince hemen aklıma Turgut Uyar'ın "Göğe Bakma Durağı" isimli şiiri gelir hep!

İşe gidip gelirken hergün bu yolculuğu yapıyorsanız, hergün güzel öyküler çıkar bu yolculuklardan.

Çok güzel anlatmışınız. Kaleminiz ve yüreğiniz güçlü ve daim olsun.

Bu aralar Blog arayüzü ve sistemle ilgili mücadele veriyorum. Biraz yol aldım gibi...

En Güzel'e emanet olun, Yavru Kartal'ın Pençeleri olan Yiğit ve Yağız yeğenlere sevgilerimi iletin.

Aynur (Küçük Hala) dedi ki...

Merhaba RECEP BEY;
böyle toplu yerlerde insan irdelemeden edemiyor etrafındakileri
hergün olmasa da arasıra işime toplu taşıma araçlarıyla gidiyorum
her insan ayrı bir hikaye değil mi zaten...
beğendiğinize sevindim

evet...farkındayım epeydir yoksunuz, merak etmedim desem yalan olur
sağlıkla ilgili bir sorun değilmiş neyse ki...gerisi önemli değil zaten

Yiğit ve Yağız'ı da düşünerek yorumunuzu noktalamanız mutlu etti beni
çok teşekkür ediyorum sağolun

saygılar...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...